Cannes 2023: Michael Douglas ile 90 dakika

Ahmet Boyacıoğlu

Cannes Film Festivali Onur Ödülü’nü alan Michael Douglas, açılış töreninden bir gün sonra festival katılımcılarıyla buluştu. Bir ustalık sınıfından çok yaşam ve sinema üzerine bir söyleşi olarak tanımlanabilecek bu beraberliğin en ilginç yanı, Douglas’ın son derece alçak gönüllü ve samimi bir insan olduğunu görmekti.

Michael Douglas’ın söyleşisinde aldığım notları hiçbir yorum katmadan size aktarmak istiyorum.

“Fransızlar gerçekten sinemayı çok seviyor, hiç kıskançlık yok.”

“Sosyal medyadan önce sırlarımızı saklamak daha kolaydı.”

“Beni hep babam Kirk Douglas ile kıyasladılar. Oscar’a aday olunca babamın gölgesinden kurtuldum.”

“‘Çin Sendromu’ (The China Syndrome) nedeniyle çok eleştirildik. Özellikle Jane Fonda’nın ABD’nin Vietnam politikasına karşı gösterilere destek vermesi eleştirilerin dozunun artmasına yol açtı. Filmin çekimi sırasında nükleer enerji konusunda bazı uzmanlardan destek almıştık. Film gösterime girdikten on üç gün sonra Harrisburg kentindeki Three Mile Island nükleer santralında bir kaza oldu. Olaylar filmde çalışan uzmanların söyledikleriyle bire bir aynı olarak gelişmişti.”

“‘Guguk Kuşu’ (One Flew over the Cuckoo’s Nest) kitabını öğrenciyken okumuş ve çok sevmiştim. Babam, kitabın film haklarını satın almıştı. Aslında çok genç ve deneyimsizdim. Görüntü yönetmeninin itirazlarına karşın filmi bir akıl hastanesinde çekmeye karar verdik. Seti hazırlarken doktorlardan destek aldık. Jack Nicholson işleri nedeniyle ekibe sonradan katıldı. İlk gün yemek yerken masayı itip yerinden kalktı ve yemekhaneyi terk etti. Ben de ‘Ne oldu?’ diye peşinden gittim. Jack ‘Bu ne? Kim bu insanlar? Hepsi deli mi?’ diye sordu. Hazırdık. Hollywood’daki hiçbir dağıtımcı şirket filmle ilgilenmedi. ‘Böyle bir filmi kim izler ki?’ dediler. Sonuç, dokuz Oscar adaylığı, beş Oscar. İntikam çok tatlı bir şey.”

“Babamın döneminde, İkinci Dünya savaşı sonrası sinemada iyiler ve kötüler, beyazlar ve siyahlar vardı. Bizim dönemimizde Vietnam Savaşı ve diğer toplumsal olaylar nedeniyle bu ayrımlar kayboldu.”

“1970’lerde kadın oyuncular kötü karakterleri oynamak istemezlerdi. Beş kadın oyuncu ‘Guguk Kuşu’ndaki hemşire rolünü reddetti. Louise Fletcher’ı ikna etmek de kolay olmadı. Sonrasında pişman olup dizini dövenleri duyduk.”

“‘Öldüren Cazibe’ (Fatal Attraction) filminin tanıtımı için Fransa’ya geldik. Herkes dudak büktü. ‘Burası Fransa, her erkeğin metresi vardır, filmin bizim için hiçbir özelliği yok’ dediler. Film büyük bir ticari başarı kazandı çünkü kadınlar kocalarının kolundan tutup filme götürmüştü.”

“Amerikan başkanını oynadıktan altı ay sonra Beyaz Saray’dan bir davetiye aldım. Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac onuruna verilecek bir yemeğe katılmam isteniyordu. Beyaz Saray’a gittim. Başkan Clinton, Bayan Clinton, Jacques Chirac ve eşi yan yana duruyorlardı. Başkan beni yanına çağırdı. Bayan Clinton’un yanında durmamı istedi, sonra elini uzatıp ‘Merhaba Sayın Başkan’ dedi.”

“Liberace’ı oynamam söz konusuyken kanserdim. Kemoterapi ve radyoterapi alıyordum. Matt Demon da sevgilimi oynayacaktı ancak başka bir projesi olduğunu söyleyerek bir yıl süre istedi, yönetmen de hemen kabul etti. Bir süre sonra yürüyen bir iskelete benzediğimi fark ettim. Çok kilo kaybetmiştim. Benim kendimi toparlamam için bu yalanı söylediklerini anladım.”

“‘San Francisco Sokakları’nın bazı bölümlerini yönetmiştim. Yapımcılığa başladıktan sonra yönetmenin çok yalnız bir insan olduğunu fark ettim. Bu işe hiç bulaşmadım.”

“‘Guguk Kuşu’ için yönetmen arıyorduk. Milos Forman’ın ‘İtfaiyecilerin Balosu’ (Firemen’s Ball) adlı filmini izledik. İki senaryo büyük benzerlikler taşıyordu. Forman o sırada depresyondaydı, New York’ta bir otelde kalıyor ve hiç yatağından çıkmıyordu. Los Angeles’a gelmesini sağladık. Çok yetenekli bir insandı, başlangıçta çok tartıştık ama sonunda çok iyi arkadaş olduk. Dostluğumuz o ölene kadar sürdü.”

“Komediler hiçbir zaman hak ettikleri saygıyı görmüyorlar.”

“Çalıştığım bütün oyuncularla çok iyi anlaştım. Biri hariç. Adını vermeyeceğim.”

“Başarılı filmlerdeki bütün karakterleri hatırlarsınız, başarısız filmler hemen unutulur gider.”

“Reddettiğim için pişman olduğum filmler var, bir de yaptığım için pişman olduğum filmler.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir